Selülit savan 10 besin


Selülitle olan derdimiz her yaz canımızı sıkmaya devam ediyor. Aslında sadece kozmetik ürünlerden medet ummak yetmiyor, spor yapmanın ve bazı ‘özel’ besinlerin de selülitle savaşta önemi büyük.

Selüliti oluşturan birden fazla neden bulunuyor. Genetik yatkınlık azımsanmayacak bir neden ancak çevresel faktörler ve beslenme de altta yatan genetik bir yatkınlığa bağlı olsun olmasın selülit oluşumunu tetikleyip, arttırabiliyor. Koç Üniversitesi Hastanesi’nden Diyetisyen Ceren Ergüden Soytürk, beslenmemizde yapacağımız küçük değişikliklerin selülit oluşumunu engelleyebileceği gibi var olan selülitlerin azalmasını da sağlayabileceğini söylüyor. 

1- Kuşkonmaz, beyaz lahana, karalahana: Ödem söktürücü ve toksin atmaya yardımcı içeriğinden dolayı sofralarda sıklıkla yer alması gereken sebzelerin başında yer alıyor.

2- Kereviz: İçeriğinde bulunan bir madde yardımıyla kan damarlarının kasılmasını engelleyerek dolaşımın rahatlamasını sağlıyor.

3- Zencefil: Kan inceltici fonksiyonu sayesinde dolaşımı rahatlatıyor. İnce ince dilimlediğiniz taze zencefili yeşil çaya veya arzu ettiğiniz herhangi bir bitki çayına katarak tüketebilirsiniz.

4- Ananas: İçeriğinde bulunan bromelain enzimi sayesinde yağ hücrelerinin çevresini saran bozulmuş kolajen dokuyu parçalıyor ve bu sayede yağların depolanmasını önlüyor. Ödem söktürücü etkisinden dolayı ananas, selülitle savaşta sofrada mutlaka yer alması gereken besinler arasında ilk sıralarda. İçeriğindeki fruktozdan (meyve şekeri) dolayı bir parmak kalınlığında ananas tüketmek porsiyon kontrolü yapmak açısından faydalı.

5- Yeşil çay: İçeriğindeki kateşin yağ yakımını artırıyor. Eşlik eden herhangi bir sağlık sorunu yoksa günde dört fincana kadar yeşil çay içebilirsiniz.

6- Domates: İçerisinde A ve C vitaminleri, folat, potasyum ve likopen bulunan domates özellikle hücre yenilenmesinde önemli rol oynayan güçlü bir antioksidan. Ara öğünlerde taze domates suyu içmek ve salataların içinde domates tüketmek selülitlerin giderilmesinde önemli rol oynuyor.

7- Soya: İçeriğinde bulunan fitoöstrojenle kolajenin yıkılmasına neden olan östrojenin görevini taklit ediyor. Ancak gerçekte östrojen olmadığı için reseptörlere bağlanmayarak kolajenin yıkılmasını önlüyor. Özellikle öğle ve akşam öğünlerinde soya köftesi, soya fasulyesi veya soya sütü tüketebilirsiniz.

8- Maydanoz, brokoli, portakal: Oldukça güçlü bir antioksidan olan ve kolajen yapımında görev alan C vitamini bağ dokusunu güçlendiriyor. Bu nedenle C vitamininden zengin brokoli, maydanoz, kivi, portakal, mandalina, yeşil biber, karnabahar gibi besinler öğünlerinizde mutlaka bulunsun.

9- Somon balığı: En güçlü Omega-3 kaynağı olan somon, Omega-3 yağ asidinin damarları genişleterek kan akışının ve dolaşımın rahatlamasına katkı sağlamasından dolayı porsiyon kontrolü yapılarak haftada en az bir kez mutlaka tüketilmeli.

10- Keten tohumu: Omega-3’ten zengin yağlı bir tohum olan keten tohumu kan dolaşımına yararlı etkisinden dolayı yoğurda, cacığa veya salataya 1-2 tatlı kaşığı ilave edilerek mutlaka tüketilmeli.

Uzak durulması gerekenler
Tuz: Vücutta su tuttuğu ve fazlası dolaşım bozukluğuna neden olduğu için günlük 2400 mg’ı geçmeyecek şekilde sodyum almak yeterli. Bu da yaklaşık 6 gram tuzun (1 çay kaşığı yaklaşık 5 grama eşit) yetişkin bireyler için yeterli olduğu anlamına geliyor.

Rafine şeker: Şeker cildi sıkıştıran kolajeni yıkarak sarkmaya neden olurken aynı zamanda yağ hücrelerinde depolanıyor ve bu hücrelerin genişlemesine neden oluyor. Bu nedenle şekeri mümkün olduğunca doğal kaynaklardan tüketmeye çalışın.

Kafein: Su ihtiyacını karşılamadığı gibi vücuttan su atılmasına neden olan diüretik etkisi ve kan dolaşımına yaptığı olumsuz etkilerden dolayı eğer ‘günde 2-4 fincan kahve içmeden yapamam’ diyen tiryakilerdenseniz, kafeinsiz kahve tüketmeyi denemek uygun bir yol olabilir.

Alkol: 1 gram yağ 7 kaloriyken, 1 gram alkol 9 kalori. Haftada bir kadehten fazla tüketilen alkol vücutta yağ olarak depolanıyor, su kaybına yol açıyor ve cildin görünümünü bozuyor.

Doymuş yağlar: Kırmızı et, salam, sosis, sucuk, pastırma ve sakatatlarda yüksek oranlarda bulunan bu yağlar vücudun atıklardan temizlenmesini engelleyerek dokularda ekstra su tutulmasına neden oluyor.

Sigara: Vücuttaki oksijen oranını azaltan sigara kılcal damarları daraltarak toksinlerin atılmasını yavaşlatıyor. Sadece selülitten değil, her türlü hastalıktan korunmak için sigaradan uzak durmakta fayda var. 

Ve asitli içecekler, fast foodlar, yağda kızartılmış besinler de uzak durulması gerekenler arasında.